Bilinç – Şuûr ayrımı

     21 Nisan 2009          3 Yorum

Kelimelerin genel anlamları dışında öz(n)el kullanımları, fikir alışverişlerinde anlam çatışmasına neden olabilir. Kelimeler birer araç olduğundan, yazarlar, şairler bu araçları diledikleri gibi süsleyip farklı/geniş anlamlar verebilme özgürlüğüne sahiptir. Haliyle aynı kelimelere (kelime kalıplarına) aynı içerikler/kavramlar yerleştirilmeyebilir. Tabi bu noktada yanlış anlamaları önlemek için de o yazarın kullandığı kelimelerin kendisine yorumlatılması gerekmektedir.

“Ben” demiştir, egodur, cehenneme işâret etmektedir; “Ben” vardır “hiç”liğini hissetmiş ve gül bahçesi olmuştur. Çiçek olan “gül” var, “hissediş” olan Gül var!

Tasavvuf içerikli yazılarda sıkça kullanılan iki kelimedir “Şuûr” ve “Bilinç” sözcükleri. Kimi yerde aynı anlamda kullanılmalarına rağmen, farklı konseptlere işaret edecek şekilde de anlam verilebiliyor. Bu durum bilincin ortak bir tanımının olmamasından ve bilincin farklı hallerini karşılayacak spesifik kelimelerin eksikliğinden veya bilinmemesinden kaynaklanıyor olabilir.

Arapça kökenli ve yüzlerce yıldır Türklerde de kullanılagelen “Şuûr” kelimesine Cumhuriyetle birlikte karşılık olarak üretilen anlamdaş kelime “Bilinç”tir. Dolayısıyla ayrı anlamlarda kullanılması da semantik açıdan yanlış olacaktır. Herhangi bir insana “Şuûr” kelimesinin anlamını sormuş olsak bizlere vereceği cevap büyük oranda “Bilinç” olacaktır. Fakat Tasavvuf dünyasında Arapça kelimeleri kullanmak daha makbul (!) ve moda olduğundan Türkçe karşılıklarının kullanılması okuyucuda -haklı olarak- “anlamı karşılamama hissini” uyandırmakta ve Arapça kökenli bu kelimelerin Türkçe’de karşılıklarının olAmayacağı şartlanmasını doğurmakta.

Muhammed Rasûl Türk, Kur’ãn Türkçe olsa idi, Arapça “Allãh” kelimesinin “Tengri” yerine kullanılamayacağı şartlanması ortaya çıkacaktı. Ne Rasûl, ne Allãh/Rahman, ne de “Şuûr” Türkçede karşılığı olmayan kelimeler değildir. Nasıl ki Arapça açısından “Rasûl, Allãh, Rahman ve Şuûr” tek anlamlı/tek boyutlu kelimeler ise; ama bu kelimeler kendinde birçok boyut bulan kişi tarafından mecburen/işâret amacı ile kullanılmış ve kullanılması nedeniyle çok boyutlu anlamlar içerir hâle gelmişlerse, benzer durumlar Türkçe veya diğer diller için de gerçekleşebilirdi. Yâni Rasûl Türk olsa ve tasavvuf terminolojisi Türkçe olarak gelenekleşse idi, belki de bugün “Tengri yerine Allãh”, “Bağırsak yerine Rahman”, “Elçi yerine Rasûl” kelimeleri “asla” kullanılamaz diye tartışıyor olacaktık. Dolayısıyla kelimelerin birer “araç” olduğu asla unutulmamalı ve üzerlerinde tartışma yaratacak şekilde saplanıp kalınmamalıdır.

Bu minvalde, günlük konuşma dili düzeyinde aynı anlamı karşılayan “Şuûr” ve “Bilinç” kelimelerine tarihsel-dinsel arka planında geçirmiş oldukları dönüşümleri de hesaba katarak bir anlam ayrımına gitmek gerekirse; “Bilinç” gündelik, dışa dönük farkındalık iken, Şuûr ise daha içsel, öze dönük bir farkındalık anlamına hâizdir şeklinde kısaca tanımlayabiliriz.

“Bilinç” yani içsel bir farkındalık içermeyen, gündelik farkındalığımız ve bilinçdışı derinliklerimiz Kur’ãn’da “7 kat Arz” olarak ifâdelendirilmiş. Bilincin içe döndürülmüş hâli ≈ Şuûr (kendini bilme) basamakları da 7 (bu sayı diğer Kur’ãn sayıları olan Yüz, Bin, Elli bin gibi temsilidir kanaâtimce) kat Gök olarak sembolleştirilmiştir. 7 kat “Gök ve Arz” “Nefs”i/Nefsin varsayımsal katmanlarını oluşturmaktadır.


Bilinç – Şuûr ayrımı için 3 Düşünce

  1. hatice altınay diyor ki:

    Merhabalar ;

    Teşekkür ederim, uzun süredir bu iki kelime arasındaki farkı anlamaya çalışıyordum. Paylaşımlarınız için teşekkür ederim. Vech kelimesinin tam olarak anlamını da bilen arkadaşlar yazarsa onlara da şimdiden teşekkürler.

      Alıntıla  Cevapla

  2. Merhaba, Arapça’da “vech” sözcüğü “bir varlığın kişiliğini, kimliğini temsil eden dış-görünen yönünü, yüzünü” ifade etmek için kullanılır.

      Alıntıla  Cevapla

  3. zeynel diyor ki:

    yazınız oldukça güzel ben de teşekkür ederim, VECH sözcüğü sanki, sadece dış görünüş değil, seyir edileni, algılamak ve değerlendirebilmek (böyle olunca hem dışsal hemde içsel görebilmek) anlamına gelmektedir. Örneğin nereye bakarsan ALLAH (C.C) Vechini görürsünde, ALLAHI (C.C) zahiri ve batını olarak algılanması, değerlendirilmesi olarak yorumlanması bana daha uygun görünmektedir.

      Alıntıla  Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

?>