Evrim Teorisi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
20 Eylül 2008 Henüz Yorum yapılmamış
Evreni dışından gözlemlemekte olan ve arada bir ona müdahalelerde bulunarak yaratımlarda bulunan bir tanrının olmadığı yavaş yavaş yeniçağ insanlarının şuurlarına yerleşmektedir. Hangi isimle adlandırılsa adlandırılsın (tanrı, Allah, evren, ruh vs.) algılanan varlığın parçalara ayrılamaz bir bütünlük olduğu düşünebilen insanlarca idrak edilmektedir. Bu bölünemez bütünlükte bir tarafta yaratan diğer tarafta da onun yarattıkları anlayışı da geçersiz kalacaktır [1].
*/[1] Tekliği yaşayan bilinçlerin en alt boyutta, en alt bilinç seviyelerini de göz önünde bulundurarak yaratan-yaratılan ayrımı gibi etiketlemeler yapması herkesin algıladığı bu boyut için bir mecburiyettir. Anlatımdaki bu mecburiyet sonucunda kutsî bilginin açığa çıktığı bilinçlerin paylaşımları da insanlar tarafından “bir tanrı varmış” gibi algılanır./*
Varlık TEK’tir, her şey ve olan her şey bu TEK varlıkta meydana gelmektedir. Bu TEK varlığın kendinde (Ceberut âlemi, sabit asılların bulunduğu Hiper Uzay) barındırdığı sonsuz sayıdaki salt bilgisel (Data) potansiyellerin bir alt boyutta sonsuz manalar olarak açığa çıkışı (Melekût âlemi, Süper Uzay) ve bu manaların bir araya gelişi, birbirleriyle etkileşmesi sonucunda da “algılama, algılayıcılar ve algılanan birimler” yâni yaratılış (knowledge) meydana gelmektedir.
Kozmik Enerji’deki (Kudret) Evrensel Farkındalık (İlim) kendisinde meydana gelen bu etkileşimler sonucunda belirli mekanizmaları, her boyutun kendi kanunlarını oluşturmaktadır. Süper Uzay’ın kanunları ışık hızı ötesi (takyonik) bütünsel yapılı melek(e)ler aracılığıyla, algılanan 4 boyutlu madde-enerji evrenimizin kanunları ise ışık hızı seviyesinde ve altı (luksonik-tardyonik) kuantum (kesikli enerji) melek(e)ler ile yürümektedir.
Fark edileceği üzere kozmik idare meleklerle meydana gelmektedir. Kozmik Sistemin bizim evrenimizdeki açılımı, yâni yaratılışımız ise Evrimsel süreçle kendi kendine (!) olmaktadır. Evrim, yaratılışın kendisidir!
Bu ek bölümümüzle Evrim Teorisi ile ilgili sıkça sorulan sorulara, itiraz edilen noktalara değinmeye çalışarak bu işleyiş mekanizmanın ayrıntıları hakkında bilgi edinerek Evrim konusunun daha iyi anlaşılmasını umuyoruz.
—“Evrim” ve Evrim teorisi nedir?
Evrim, bir popülasyonun gen havuzundaki (popülasyondaki tüm canlıların genlerinin toplamı) gen frekansının ortam şartlarının değişmesiyle birlikte zamanla değişime uğramasıdır.
Somut ve basit bir örnek vermek gerekirse, bir popülasyon bireylerinin zengin bir göz rengi çeşitliliğine sahip olduklarını düşünelim. Göz renklerini (en açığından en koyusuna kadar) oluşturan “pigment”leri kodlayan genlerin popülasyon içinde yaklaşık olarak aynı sıklıklarda bulunduklarını farz edelim (10 göz rengi var ise her biri % 10 oranında olacaktır).
Örneğin, bu popülasyonun yaşadığı bölgeye ulaşan güneş ışınlarının miktarında artış olsun. Böyle bir değişimle birlikte yüzlerce yıl içerisinde bu popülasyonda parlak güneş ışınlarından etkilenmeyen koyu renkli gözlere sahip bireyler avantajlı duruma geçeceklerinden seçilime uğrayacaktır. Bu bireylerin popülasyondaki sayısı, moleküler düzeyden bakarsak koyu renkleri oluşturan genlerin sıklığı artacaktır. Popülasyonun “gen frekansı” değiştiği için de popülasyon “evrimleşmiş” olacaktır. Evrim, birey bazında değil, popülasyon çapında olur.
Tüm canlılar hayatta kalmaya çalışma güdüsüyle hareket ederler. Bu mücadelede ortama en iyi uyum sağlayıp üreyenler seçilecektir. Bu durum popülasyon genetiğinin değişimine neden olacaktır. “Evrim teorisi” de doğadaki bu değişim-dönüşüm gerçeğinden yola çıkarak tüm canlıların ortak bir atadan türeyerek geldiğini söylemektedir.

-Evrim mi, Evrim Teorisi mi? Bilim camiasında kabul gören hangisidir?
Bilim camiası Evrim’i bir GERÇEK olarak kabul etmektedir. Teori olan ise Evrim’in mekanizmalarıdır. Teori olması da, bu mekanizmaların bir gün çürütülebileceği anlamına gelmemektedir. İzâfiyet ya da Kuantum teoremleri ne kadar doğru ise Evrim’in teori olan mekanizmaları (doğal seleksiyon, mutasyon, genetik sürüklenme vs.) da o kadar doğrudur. Doğruluklarından şüphe yoktur. “Teori”nin bilimsel tanımı, gözlemlerle kendisini sürekli olarak doğrulatabilen, desteklenebilen açıklamalardır.
— Evrim sadece bir “Teori” midir, yâni kanıtlanmış bir gerçek değil midir?
Bilim literatüründe, “Teori” kavramı “gözlemlerle, yeni bulgularla sürekli desteklenen” bilimsel açıklamalara denilir. Teori, varsayım demek değildir. Evrim Teorisi’ne “teori” denilmesi de bu kabildendir. İzafiyet veya yerçekimi teorilerine neden “teori” deniliyorsa, Evrim Teorisine de bu sebeple “teori” denilmektedir.
Teori, gözlemlerle sürekli test edilebilen açıklamalar bütünüdür. Ve evrim bu testlerden her seferinde başarı ile geçmekte ve kanıtları her zaman toplanmaktadır. Tıpkı izâfiyet ve kuantum teoremlerinde olduğu gibi.
“Teori” kavramının yanlış kullanılmasından kaynaklanan yanlış düşünceden dolayı evrimin kanıtlanmamış, her an çürütülebilir bir olgu olarak düşünülmesi yanlıştır.
— Genetik çeşitliliği (değişik göz renkleri gibi) meydana getiren mekanizma nedir?
Canlılardaki bu zengin çeşitliliğin en temel nedeni mutasyonlardır! Mutasyon, bir sonraki nesle aktarılan genetik değişimlerdir. Herhangi bir hücrede, her hangi bir zamanda herhangi bir genetik değişim meydana gelebilir. Ama bizleri ilgilendiren üreme hücrelerinde meydana gelen değişimlerdir. Çünkü üreme hücrelerinde meydana gelmekte olan genetik değişimler (zararlı, iyi ya da nötr) gelecek jenerasyona aktarıldığından mutasyon olarak kabul edilir ve adlandırılır.

Mutasyonlar canlı hücrelerinde her zaman meydana gelmekte ve çeşitliliği artırmaktadır. Yararlı mutasyonlar ile canlının genetiğinde bilgi artışı meydana gelir. Çeşit çeşit göz veya deri renginin olmasının nedeni, o özelliği kodlayan genin mutasyonlar sonucunda çeşitli varyasyonlarının ortaya çıkmasından kaynaklanmaktadır.
Herhangi bir göz rengini kodlayan gende meydana gelebilecek bir(kaç) bazlık (DNA molekülünün harfleri A, T, C, G) değişim genin ürünü olan protein molekülünün 3 boyutlu yapısında küçük değişimlere neden olacaktır. Bu yapısal değişiklik ile proteinden yansıyacak olan ışığın rengi farklı olursa ortaya yeni bir göz rengi çıkmış demektir.
— Mutasyona sebep olan etkenler nelerdir?
Genetik değişimlerin büyüklüğü tek bir harfin değişiminden kromozomal çaptaki büyük parça değişimlerine kadar uzanır. Bu değişikliklerin en büyük nedeni hücrenin bölünme (DNA’nın kendini kopyalaması, kromozom ayrılmaması vs.) sürecinde yaptığı hatalardan kaynaklanmaktadır. DNA tamir mekanizması her zaman hataları düzeltemeyebiliyor. Diğer önemli sebep de dış kaynaklı yüksek enerjili ışınlar (radyasyon) ve bazı kimyasal maddelerdir.
— Mutasyonların her zaman tahrip edici olduğu ve genetik bilgiyi azalttığı söyleniyor.
Tahrip edici mutasyonlar, hayati öneme sahip proteinlerin genetik kodlarında değişiklik meydana geldiğinde veya kromozomların yapısındaki büyük değişimler (sayı artışı-azalması, parça eklenmesi, kopması) sonucunda gözlenir. Hayati öneme sahip proteinlerin gen dizisindeki değişimler milyarlarca yıl geçse bile çok az olacaktır.
Örneğin, DNA molekülünü saran “Histon” adlı proteinler DNA’yı korumak gibi hayati derecede bir öneme sahip olduklarından milyarlarca yıldır çok az değişime uğramıştır. İnek ve bezelye gibi çok farklı iki türde bile “Histon” proteinini kodlayan genetik şifrenin sadece iki karakteri farklıdır.
Ama daha az bir öneme sahip, kanın pıhtılaşmasında rol oynayan “fibrinojen” adlı proteinler ya da kan proteinlerinden “hemoglobinin” farklı türleri geçelim, aynı tür içinde dâhi birçok varyantı vardır. Bu durum moleküllerin genetik kodunda meydana gelmiş birkaç değişikliğin pek de önemli olmadığını gösteriyor. Bu küçük değişikliklerin birikmesi milyonlarca yılda farklı farklı hemoglobin (vb.) moleküllerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Genetik değişiklik biyomoleküle zarar verecek ölçüde değilse, proteinin yapısında meydana gelen küçük değişim o proteinin işlev gören farklı bir varyantını oluşturacaktır. Varyasyonlar birer genetik çeşitliliktir. Tür içerisinde bu tarz mutasyonların gerçekleşmesi popülasyonun gen havuzundaki çeşitliliği artıracaktır. Bu da mutasyonların her zaman genetik bilgiyi azaltmadığı anlamına gelir.
Zararlı ve yararlı mutasyonları şu örneğe benzetebiliriz: “Okuduğunuz cümledeki harflerin yerlerinin kayması” tümcesinde “okuduğunuz” kelimesindeki “n” harfi “m” ye dönüştüğünde cümle yeni bir anlam kazanmaktadır. Bu yararlı bir mutasyondur, çünkü yeni cümlemiz de anlamlıdır. Ama cümlemizden “harflerin” kelimesini çıkarttığımızda cümle anlamında tahribat meydana gelecektir. Bu da zararlı bir mutasyondur.
Meydana gelen değişimlerin kimi de hiç bir olumlu ya da olumsuz etkiye neden olmayabilir. Bunu da “bir” kelimesinin “bi” ye dönüşümü olarak temsil edebiliriz. Cümledeki yapısal değişikliğe rağmen anlam bakımından hiçbir değişiklik yoktur. Bu tip mutasyonlara nötr=etkisiz mutasyonlar denilir (Protein yapısında olumsuz ya da olumlu etki yapmayan mutasyonlar). Zararlı ve faydalı mutasyonların görülme sıklığı çok az iken etkisiz mutasyonların sıklığı fazladır.
Tahrip edici zararlı mutasyonların daha çok gerçekleşiyor zannedilmesinin nedenlerinden birisi de zararlı mutasyonun etkisini yeni doğan canlının fizyolojisinde (fenotip) direkt olarak göstermesindendir. Canlı ya yaşayamayacaktır ya da sakat bir şekle bürünecektir. Yararlı veya etkisiz mutasyonların ise tanınmaları zordur, çünkü etkilerini canlının anatomisinde direkt olarak göstermeyebilirler.
— “Faydalı mutasyon oranı” çok az iken yeni özelliklerin oluşması dolayısıyla yeni türlerin evrimi nasıl gerçekleşmektedir?
İlk önce Darwin’in geliştirdiği “doğal seçilim” mekanizmasının ne olduğunu kavramamız gerekecek.
Doğal seleksiyon mekanizmasına göre herhangi bir özellik=gen bulunduğu canlılarda popülasyon içerisindeki diğer bireylere göre “hayatta kalabilme” açısından avantaj sağlıyorsa bu genin sıklığı (frekans) zamanla artacak ve popülasyonda baskın hale gelecektir.
Örneğin; bir ceylan popülasyonunda, çitalardan hızlı koşabilmesi sayesinde kurtulabilen ceylanların oranı (=dolayısıyla hızlı koşmalarını sağlayan genler) popülasyon içerisinde kendiliğinden artacaktır.
Lütfen bir sonraki sayfaya geçiniz.


