Sonsuzluk Kulesi

Holografik Yansıma

25 Kasım 2009

Kur’ãn’ın hüküm bildiren âyetleri insanlara kendi hakikatlerini tanıtacak, manevi olgunlaşmalarını sağlayacak ve toplumsal ilişkilerini düzenleyecek bilgileri içerir iken, kıssaları (≈hikâyeleri) da tüm boyutlarıyla İnsanın özetini vermektedir. Yâni bu âyetler İnsan’ın derin boyutlarının hâl dilinin birer tercümesidir. Âyetlerin ve âyetlerdeki sembollerin karşılıklarının İnsan’da bulunması gerektiği ve İnsan’da olana işâret ettikleri düşüncesi kanaâtimizce “Her ne ararsan Kendin’de ara” anahtarı sonucudur. Bu anahtar karınca ile konuşma, taştan deve çıkartma, denizi ikiye bölme gibi Bilgi Kaynağındaki anlatımların sembolik olarak algılanıp, olduğu gibi alınmamasını gerektirmektedir.

Elbette Kur’ãn tümüyle sembolik/şifreli bir Bilgi Kaynağı değildir. Kur’ãn kendisinde muhkem (belirli bir hüküm bildiren) ve müteşâbih (teşbihli, benzetimli) âyetler olduğunu bildirmektedir.

Kur’ãn misalleri/meselleri/örneklemeleri Tefekkür sahipleri için hissedilebilir, muhkem âyetler ise herkes için apaçıktır.

Kur’ãn tüm derinliğiyle/boyutlarıyla en iyi şekilde açığa çıktığı Şuûr (Rasûl) tarafından bilinmektedir. Çünkü kendisi Kur’ãn’dır. Bu derinlik her bilinç seviyesi tarafından farklı algılanır. Kur’ãn’ı en iyi bilen/hisseden/özüne inenler Âlimler (bilgin anlamında değil), Velîler ve inebilenler ise Tefekkür sahipleridir.

Bizler arınabilmek için gerekli bilgileri ihtivâ eden muhkem âyetleri yaşamımıza dökmekle sorumluyuz. Teşbihli anlatımlar, kıssalar ise bu arınmanın sonucunda kuş (?) dilini bilen/hisseden Süleymanlar’a apaçık olacaktır. Belirli içsel hâlleri yaşayan şuûrlar, o kıssalara baktığında, yaşadıklarının o kıssalarda anlatılageldiğini fark edecektir. Yâni, bizler arındıkça, o kıssalardaki benzetimli (müteşâbih) anlatımları kendimizde bulmuş olacağız.

Kıssaları yaşayabilmemizin nedeni ise Holo/Hülya/Whole/Holy olan Âlemlerin bizlerde yansımış olmasıdır (Holo-grafik). Kâinat Holografik olmasa idi, Rasûl kendinde bulduğunu bizlere teklif edemez ve Din de olamazdı. Çünkü kendinde bulduğu bizlerde de kat kat kayıtlıdır, saklıdır.

İNSAN, Âlem’dir. Kur’ãn da bu Âlem’in özeti. İNSAN’ın Arz’ı, Semã’sının yansımasıdır. Holografik Yaratılış üst boyutun bir alt boyutuna o alt boyutun diliyle kaydedilmesidir. Holografik Evren gerçekliğinde üst boyutların bilgisi bir alt boyuta kodlanır. Bu nedenledir ki, bir alt boyut üst boyutun misal âlemidir, misallendirilmesidir, gölgesidir. Evrendeki/Galaksideki/Dünyadaki bütün fiziksel süreçler ve süreçleri meydana getiren elemanlar (Büyük Patlama, mutasyonlar, kimyasal-biyolojik yaşamın başlangıcı, evrim, su, toprak vs. gibi her ayrıntı) İNSAN’ın içsel yolculuğunun aşamalarının ARZ aynasındaki birer yansımasıdır. Dolayısıyla, üst boyutları/Sistemi çözebilmek alt boyutlardaki misalleri OKU’yarak gerçekleşebilir. Ve algıladığımız her şey misaldir! Ama bu misalleri sadece İlim sahipleri akledebilmektedir.

Gerçekte İNSAN’ı anlatan âyetlerin kimi yorumcularca -haklı olarak- bilimsel işâretler varmış gibi algılanmasının nedeni işte bu izdüşümdür.

İNSAN, atmosferin 7 tabakadan oluştuğunu bilmez (A’lâ Sûresi 7-8). Ama kendinde bulduğu için kendinden dillendirilen 7 kat Semânın gölgesidir, yansımasıdır, sembolüdür atmosfer tabakaları. Bilimsel işâretler olduğunun doğal olarak düşünülmesinin nedenidir Holografik Oluş.

Dünya, Evren (kısaca alt boyut) İNSAN Şuûr boyutlarının (kısaca üst boyutlar) bir izdüşümüdür. İNSAN’da 7 Kat Şuûr boyutu (Semâ/Gök) olduğu için, dünya atmosferinde de 7 kat tabaka vardır; Evrenimizde de 7 tabaka vardır.

Holografik Kayıta küçük bir örnek vermek daha gerekirse;

Hakîkat Sırrını yaşayan bu sırrını gösteriş aracı olarak kullan(a)maz. Bu sır sadece kendindeki Evrensel Aklı ile yaşanır, O’ndan saklı kalamaz. Algılayabildiğimiz kadarıyla bu üst boyut gerçeğinin Kur’ãn kelimelerine yansıması “Ziynet sahibi kadının ziynetini sadece Erkeğine göstermesi, mahreminden başkasına teşhir etmemesi” ifâdeleriyle olmuştur.

Ziynet, Sırrın yansımasıdır.

Kadın, Hakîkate Ereni, Gönül sahibi..

Erkek, bizdeki Evrensel Akıl, Cebrâilî güç.

Günümüzde, dünya genelinde ve düzeyinde kadın nüfûsunun erkeğinden başkasına açmaması gereken ziynetlerini yoğun olarak teşhir etmeye başlamasını da, mânevî sırların açığa çıkmasına, herkes/halk tarafından da bilinmeye (yaşanmaya değil) başlanmasının yansıması olarak OKU’yabiliriz.

Mânâ’da ne oluyorsa maddeye de yansımaktadır. Çünkü üst boyut alta da o alt boyutun dili ile kayıtlıdır.

Atomlardaki cazibe, moleküllerin birleşme eğilimi, canlılardaki çiftleşme, İnsan’ın “birleşme” isteği hep İNSAN’ın TEK’e olan hasretinin boyut boyut yansımalarıdır.

Kur’ãn’ın nâzil olduğu Rasûl ne 7 kat atmosfer tabakasını bilir, ne de evrendeki 7 kat aşamayı. Fakat kendindeki 7 kat Şuûr boyutunu bulduğu için bu 7 kat sema olarak sembolleşmiştir. İşte Holografik Yansıma gereği de bu sembolizm aynı zamanda 7 kat atmosfer tabakasına ve evrendeki 7 kat aşamaya da işâret etmiş olmaktadır.

    

Düşüncelerinizi ÖZgürce Paylaşabilirsiniz!..

8 Yorum yapılmış

  • Kanber diyor ki:

    Selamlar…
    Manevi sırlar açığa çıkmıyor. Nefsani duygular kabarıyor. ( Dış olarak değil iç olarak görebilirdiniz.)
    Bana göre Siz de muhkem ve mütaşabih ayetlerini karıştırmışsınız. (Apaçık Ayetlerin Sembolik gösterilmesi gibi)

      Alıntıla  Cevapla

  • mehmet diyor ki:

    selam aleyküm
    ALLAH razı olsun.
    Ayrıca düşünebilen(OKUyaBİLen)lere birçok manevi sır açılmaktadır,tabi hazmedebilirlerse ……

      Alıntıla  Cevapla

  • mehmet diyor ki:

    Arkadaşlar bu yolculukta herkes kabı kadar bilgi toplar ve getirisini yaşar.Yolculugu tamamlayan ZAT (selam olsun),görünüşte bilmeyen gibi gözükür.Aradaki fark O veli,bilmeyen kafir(örten)dir.
    yarı yolda kalanlarsa o Hakk,bu Hakk diye peşlerine de kitleleri toplayarak avunup giderler…

      Alıntıla  Cevapla

  • AHHA diyor ki:

    Eyvallah Mehmet Bey.. Rızanın açığa çıkması duası ile..

      Alıntıla  Cevapla

  • passenger alone diyor ki:

    güzel bir analiz, doğru bir perspektif. son yıllarda moda hâline getirilen kur’an’ı bir bilim-teknik kitabı olarak sunma çabasına karşılık, gerçeğe daha fazla yaklaşmış bir zihinden çıkan sözler, teşekkürler.

      Alıntıla  Cevapla

  • Koray diyor ki:

    Fussılet Suresi (9,10,11)

      Alıntıla  Cevapla

  • PB diyor ki:

    Muhammed Mustafa A.S. ‘ın hakikatini bilmeden bazı kişisel anlayışları ortaya koymamak lazımdır…
    Hatta ”O’ nun ” ile ilgili bazı bilgiler; bilinmesine rağmen ..Bilen tarafından aktarımı SIR bilgilerdir…
    Allah C.C.  ; ”O ‘ nu ” En güzel şekli ile dünyaya nasip etti ki HABİBİ  ilan etti…
    Onu Aşkı ile donattı…
    ”O Resul ” 7 Kat Sema’ yıda ondan üstün bizim tarafımızdan bilinmeyen bilgileri de en ince ayrıntısına kadar    muhakkak bilir…
    ”O’na ”Kur’an ilmini nasip etti…
    ”O ‘ na Kur’an ile aşkını ilan etti…
    O’ nun Ümmi’ liği ;sadece başlangıç anında nasıl okunacağını bilmemesidir…
    O ilmin Allah C.C. tarafından, yani bilinmeyen ,anlatılmayan ,anlaşılamayan İLMİN ”O’na ” okumasının öğretilmesi ve İLMİN okunmasının öğretilmesidir…
    Halk tarafından bilinmemesi gerekenlerin anlatılmaması veya açıklanmaması gene Allah C.C. ‘nun tasarrufundadır ve ”O” nun tarafından emredilir…
    Yani gerçekte de Sır olan, Sır olduğu aktarılarak; SIR olarak kalması emredilir…
    Ziynet denilen konu budur…
    Süleyman olmak Hamd ve Şükürde üstün olmak anlamına gelir…
    ”Süleyman Makamına vasıl olmak ”Çok şükretmesi gerekli olan manasınadır…
    Bazı anlamayan Süleyman makamına kavuşan ;hazine elde etme hevesine kapılır…
    Aslında Hamd ve Şükür zengini olmak çok, çok büyük zenginliktir …
    Bu Ayetler biz İNSAN ‘lara örnek teşkil etsin AKLİ olgunluğa erişsin içindir…
    Ayrıca Kur’an-ı Kerimdeki anlatılan örnek kıssalar…
    ‘O” Resul’ün Ümmetinin gerçeği fark edip ”Kur’an-ı Kerime ısınması” ve İSLAMA kavuşması için birer ikazdır…
    ”Ey Musa A.S. Ümmeti bak Kur’an-ı Kerim senin tabi olduğun  Resul hakkında ne kadar açık ve doğru bilgiler ihtiva ediyor…İDRAK et , uyan ve   Muhammed Mustafa A .S. Ümmeti olmak için gayret et…İSLAM’a gir…demektir..”
    Bilgi edinmeniz için yazmak istedim..
    Selamlar…
     

      Alıntıla  Cevapla

  • zeynel diyor ki:

    Bir anekdotla yazıya gireyim, örnekte kadının ziynetini göstemesi ile manevi alanın açığa çıkmayı üst paragaftaki ile bilikte değerlendirilmeli, Yazının sahibi kardeşi  geçekten tebrik etmek gerekir, müthiş bir fark ediş ve değerlendime, umarım yaşantısında yansır, gerçekten, hakikati görme , gerçek manada islamı(ilimle teslim) anlamak için kadeşimiz gibi düşünce sahiplerini ciddi manada kendini göstermeli bu düşünceleri yaymaları gerekmekte aksi taktirde ilim yüklü gezmek olur ki bu en kötüsüdür. kuluna şah damarından daha yakın gerçek varlık sahibinin ALLAH(CC) var olan herşeyden ayrı düşünmek ahmaklık olur ki gizli şirke götürür. 

      Alıntıla  Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Toplam Ziyaretçi (IP) Sayısı