İslam Medeniyetinde Evrim Düşüncesi

     31 Temmuz 2009          9 Yorum

Özellikle son yıllarda Evrimsel sürecin bir Yaratıcı’yı reddetme anlamına geldiği yönünde yoğun bir propaganda ile karşı karşıyayız. Belirli bâzı odakların çıkartmış olduğu yayınlar, inançlı insanları “Evrim ile Yaratıcı arasında” bir seçim yapmaya zorlamakta ve Evrimin bilimsel bir teori olduğunu kabul edenleri Kutsal metinleri reddetmekle etiketlemekte.

Hâlbuki, İslam Medeniyetinde, Abbasilere kadar olan dönemde, Tanrı’nın yoktan var ettiğinin değil, Ahmed bin Muhammad Ali Maskawaih (11. yy), Nasiraddin Tusi (13. yy), Al Biruni (10. yy), Al Cahiz (8. yy) ve Al Nazzam gibi müslüman bilim insanlarının eserlerinde evrim düşüncesinin izlerini görüyoruz. Bu dönemin sonuna kadar “yaratılış inancı” “evrim düşüncesi” ile tamamen paralel gitmesine ve doğal karşılanmasına rağmen bundan sonraki dönemlerde bu inanıştan ayrılmalar baş gösteriyor. Dînî açıdan Abbasilere kadar olan dönemde “yaratılış ile evrim” paralel düşünce sistemleri olarak giderken, ortaçağda bilimin Katolik Kilisesi ile ters düşmesi (Evrenin merkezine insanı koyması, ~İsa’nın Tanrı’nın oğlu olması hasebiyle insanların da maymun benzeri varlıklardan gelemeyeceği düşüncesi) sonrasında İslam dünyasının da bundan nasiplenmesiyle evrimci düşünce sistemi de popülerliğini yitirmeye başladı. Fakat gene de İslam medeniyetinde İbn-i Sina’nın eserlerinde ve 12. yüzyılda İbn-i Tufeyl’de hayatın bazı madde ve gazların kimyasal bileşimi ile oluştuğunu belirtmesi, evrim düşücesinin gene de varlığını devam ettirdiğinin bir göstergesidir. Bununla birlikte dînî açıdan yorumlara bakacak olursak Osmanlı bilgini Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın (18. yy) Marifetname’sinde geçen “Bu şerefli vücudun yükseliş başlangıcı madenler olmuştur ki, onların başlangıcı kaygan çamurdur. Sonra ondan taşlar mertebesine yükselmiştir. Ta iş ve sûrette insana benzeyen nesnas (büyük bir maymun türü) ve maymun mertebesini bulmuştur. O mertebeden dahi yükselip insan suretine gelmiştir” (Cilt I, s.71) satırları da son dönemlerde bile hayatın kökenlerinin evrim temelli olarak açıklanabileceğini netbir şekilde gösteriyor.

Mevlana’nın eserlerinden de bu konuya işâret edebileceğini düşündüğümüz alıntılarla iletimizi noktalandıralım.

“Fihi Mafih” (Ne Varsa İçindedir) adlı eserinden:

“Mesela önce toprak ve cemaddın (cansızdın), seni bitki âlemine getirdi; bitki âleminden ‘alaka (kan)’ ve ‘mudğa (et)’ âlemine sefer ettin. İşte keramet budur… Bunu inkâr etme ve sana bundan haber verirlerse kabul et.”

“Divan” adlı eserinden:

“İlkin, maden idin, sonra bitki, ‘Bilahare hayvan oldun: Bu gözlerinden nasıl gizli kalacaktır?’ Bundan sonra, bilgi, akıl ve imanla donatılmış insan oldun.”

Ünlü Mesnevi’sinde de birkaç yerde benzer sözler yer alıyor:

“Ben de cansız varlıktan oldum, biten, boy atıp gelişen nebat (bitki) oldum; artık ölüp azalmaktan, noksana düşmekten ne diye korkacakmışım?”

“Hiçbir şeyden haberi olmayan cansızlardan, gelişip boy atan bitkiye, bitkiden yaşayış, dertlere uğrayış varlığına. Sonra güzelim akıl-fikir, ayırt ediş varlığına geldin; ondan sonra da beş duyguyla altı yönün dışına varacaksın.”

“İnsanoğlu önce cematlarda (cansızlarda) zuhur etti, sonra cematlardan nebatlara geçti. Yıllarca o fidanlardan bir fidan gibi yaşadı, çok farklı olan cemat halinden habersiz. Nebati halden hayvani hale geçince, nebat halinden hiç bir şey hatırlamadı, nebatlar âlemine duyduğu meyilden başka. Bilhassa ilkbahar ve çiçekler açtığı zamanda. Yine biliyorsunuz ki Ulu Yaratıcı insanoğlunu hayvan durumundan insan haline çıkardı. Böylece insan iklimden iklime geçti, şimdiki gibi akıl irfan ve kudret sahibi oluncaya kadar. Evvelki akıllarından hiç bir hatırası yoktur, şu anki akıl durumu da değişecektir.”

Sanırım isimlerini zikrettiğimiz müslüman bilim adamları ve düşünürlerinni ifâdeleri Evrimsel süreci kabul etmenin Yaratıcı’yıreddetmek anlamına gelmediği, hatta gerçeğin bu olduğu; ama sonradan saptırıldığı noktasında bir açıklama olabilir.

Yararlanılan Kaynaklar:

- Atay, T., Din Hayattan Çıkar
– Marifetname, Erzurumlu İbrahim Hakkı

İlgili Yazılar:

Tavsiye Kitap:

İslam Medeniyetinde Evrim Düşüncesi için 9 Düşünce

  1. Kanber diyor ki:

    Zorlama bir makale olmuş. Apaçık anlamlar görmezden gelinmiş. (Mesnevi 5. cildini ve 3. cildini ve Fı Hı Ma fıh kitabını bir kere daha objektif oku)
    En azından İslam da bu yok ama ben böyle inanıyorum de.
    Mana boyutundan çıkılmış, Belli bir düşünce önyargısı ile aranmış ve kendi düşüncesinde ki anlam verilmeye çalışılmış olduğunu düşünüyorum.

      Alıntıla  Cevapla

  2. Merhabalar,

    Eğer sadece Mevlâna’nın sözlerine bakarak zorlama diyorsanız, diğer isimlerini saydıklarımın eserlerini anlatan kaynakları araştırabilirsiniz. O isimler Mevlâna’nın aksine bilim adamıdır.

    Mevlâna mânâ insanı olduğu için manevî mertebelere işâret etmek istemiştir diye itiraz edilebilir. Fakat, manevî gelişimleri anlatabilmek için yapılan misâllendirmeler hep dünyamızdan verilmiştir. Yeryüzünde bu şekilde bir evrim gerçekleştiği için örnek olarak verilmiştir.

    Ve son olarak; önyargısız yazılan hiç bir yazı yoktur.

      Alıntıla  Cevapla

  3. Kanber diyor ki:

    S.A
    Yeryüzünün değişim içinde olduğu doğru(%100). Bu konuda itiraz yok. ama sizin varmak istediğiniz nokta yanlış (Bana Göre) (bu konuda ki çalışmalarımı yeterli görmediğim ve İnançlı İnsanların mesuliyetini üstüme almamak için böyle yazıyorum).
    Tahminime göre Bilim adamlarımız değişimi savunmuştur. Yoksa Onların yazılarında da böyle açık bir anlatımı Mana Er’lerinde siyah yazı belirtiğiniz gibi belirtirdiniz.

      Alıntıla  Cevapla

  4. Evet, misâl İbrahim Hakkı;

    “Bu şerefli vücudun yükseliş başlangıcı madenler olmuştur ki, onların başlangıcı kaygan çamurdur. Sonra ondan taşlar mertebesine yükselmiştir. Ta iş ve sûrette insana benzeyen nesnas (büyük bir maymun türü) ve maymun mertebesini bulmuştur. O mertebeden dahi yükselip insan suretine gelmiştir

      Alıntıla  Cevapla

  5. Kanber diyor ki:

    Yukardaki yazıları okumuştum.İbrahim Hakkı Efendileride Bildiğim kadarı ile Mana Er’idir. Sembolik anlatım olan yerler işte buralarıdır.
    Bilim Adamları diye örnek istemiştim. (Buruni, El- Kindi, İbni Sina, Ali Kuşçu …Gibi)

      Alıntıla  Cevapla

  6. pehlivanım benim diyor ki:

    Yazınızı okudum,araştırıcı olmanız dolayısı ile her konuyu çeşitli yaklaşımlarla irdeleyebilirsiniz.”Doğruyu bulma hedefinizin olduğuna inanıyorum.”
    Aşağıda yazılanları da değerlendirmeniz yararlı olur.
    Adem A.S. : Balçık çamurdan bilinen aşamalarla yaratıldı .Yaratıldığında 33 yaşında idi…(Yani Ol emri ile aniden ”OL” du.)
    Havva Anamız:Daha sonra mucize olarak ”OL” du…
    İsa A.S. ”OL” emri ile Meryem Anamızın oğlu olarak doğarak dünyaya teşrif etti…
    Tabidir ki Dünya maden ve minerallerine, moleküllerine uyumlu yarattı… Yaratan.
    Net soru sorumu cevabı daha çabuk ve net oluşturur.
    ” İnsan maymundan mı türedi :Tabi ki…Hayır…

    Cevap :Allah C.C. Adem A.S. ın ceketini giydi ve dünyayı kendi isteği ile donattı.

    Aşık Yunus:Ete kemiğe büründü YUNUS diye göründü…

    Anla ve öğren araştır…Selamlar.

      Alıntıla  Cevapla

  7. pehlivanım benim diyor ki:

    ”Berkay Özcan (AHHA)’ya” Aşağıda yazılı olanları dikkatle okuyup değerlendirip neticesi bu olacak araştırmaya yöneliniz.Bu doğru sonuç olacaktır.”Arayın sonuca ulaşınız”
    Soru :İNSAN Maymın ile ilişkili mi ”Her yönden”
    Hayır maymun ayrı İNSAN ayrı …
    Soru :Maden,mineral,bitki ile İNSAN ilişkileri nedir.:
    Onlarla ilişki sadece hücre boyutundadır,onlar özdür İNSAN ise
    Özün Özüdür…
    Soru :Evrim teorisi diye bir kavram var mı dır.
    Öyle bir şey yoktur…
    La İlahe İllallah…vardır…

      Alıntıla  Cevapla

  8. Evrim Teorisi, Evrim-Âdem ilişkisi ile ilgili çok detaylı ve belki de aklınıza gelebilecek bir çok sorunun cevabını ilgili yazılarda bulabilirsiniz :)

    İlgili Paylaşımlar:

      Alıntıla  Cevapla

  9. zeynel diyor ki:

    Tüm canlıların tekamülen meydana gelidiğine katılıyorum, ama bu tekamül türden türe geçiş değil, bir türün kendi ilk hücre halininin tekamülü şeklinde, yani isanın ilk oluşumu topraktan insan geni şeklinde oluşmuş bu oluş tekamülen bu seviyeye gelmiştir. İlk başlarda şuursuz iken tekamülen şuurlu varlık haline gelmiştir. Tabi ALLAH(C.C) SÜNETTULAHI GEREĞİ, yoksa maymunun insan olması gibi değil, maymun insan olsyadı ya da başka bir canlı başka canlıya dönüştüğü seyir edilirdi, yani bu oluş halen devam ederdi değil mi, neden durmuş olsun?

      Alıntıla  Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

?>