Kuran’ın Şifresi

     24 Ağustos 2009          12 Yorum

sifreDönem dönem ekranlarımızı süslemekte olan bir konudur, Kuranın şifresi olup olmadığı meselesi. Basit aritmetik işlemlerin yapıldığı, büyük-küçük Ebced hesaplarının kullanıldığı, âyet veya sûre numaralarının birbirleriyle toplanıp çıkartıldığı ve bunların dışında daha farklı yollarla zorâki ilişkilendirilmeye çalışılan tarihî olaylar/doğaya âit fenomenler ve Kur’ãn teksti!

Kuranın şifresi

Her şeyden önce Kur’ãn ve diğer kutsal metinlerin birer şifreler kitabı değil, insanlara kendi hakikatlerini, manevi olgunlaşmalarını sağlayacak bilgileri içeren Allãh öğretileri olduklarını biliyoruz. Peki, “şifreler kitabı” olmamalarına rağmen “bâzı şifreler” içeriyor olabilirler mi?

Kur’ãn’da şifreler olduğu üzerine piyasada bulunan, internette dolaşan (Kuranın Şifresi, Kur’ãn’da Gizlenen Tarihler, 19 Mûcizesi vs. gibi) “şifreci” iddiâlar kanaâtimizce kullanılan sistemsiz ve tutarsız teknikler dolayısıyla Kur’ãnı çok basite indirgemekte ve hattâ ileri gidildiğinde -19 efsanesi örneğinde de görüldüğü gibi- kendi kurgularına uymadığı için kişileri âyetleri inkâr noktasına kadar götürebilmektedir.

Kur’ãn’da şifreli olarak yer aldığı belirtilen iddiâlara “Mısır’ın bağımsızlık tarihi”, “Edison’un ismi”, “İsrail’in kuruluş tarihi”, “I. Dünya Savaşının yılı”, “X ülkesinin meridyen numarası,” “Ay’a çıkış senesi”, “protonun kütle numarası”, “çeşitli elementlerin isimleri” vs. gibi örnekleri verebiliriz. Şifreli olarak saklandığı söylenen bu bilgiler ise bir takım çıkartma, bölme işlemleriyle, âyet numarası ekleme gibi basit aritmetik hesaplarla deşifre (!) edilebiliyor. Sistemlerindeki tutarsızlıkları göz ardı edip, gerçekten de bu basit tekniklerle çözülmesi beklenen şifrelerin olduğunu kabul ettiğimizi varsayalım. Bu durumda kriptologların çözdükleri kat kat daha girift şifreler Kur’ãn’ın şifrelenmiş yönünden ve şifreleme tekniğinden daha üstün olmazlar mı? Zâten daha üstünse iddiâ edilenler mûcize olarak adlandırılabilir mi? Bunun dışında, mâlum olan “İsrail’in bağımsızlık tarihinin” insanlığa, kişisel gelişimimize katkısı nedir acaba? Duyguların okşanması, heyecandan, oyalanmadan ve zaman kaybından başka…?

Kuranın şifresi olduğunu iddiâ eden kişilerin sistemleri daha baştan yanlış materyal üzerine kurulmuştur.

Her şeyden önce âyet/sûre/harf numaraları, sıraları gibi malzemelerin kullanılarak bu sonuçlara ulaşılması hatalıdır. Çünkü, Kur’ãn’ın âyet sayısı belli değildir (6666 sayısı kulağa hoş gelsin diye söylenegelmiştir). Âyet numaralarının ilâhiliği yoktur. Kimi ekol mushaftaki bir tek âyeti 2, 3 âyet olarak kabul edebiliyor iken, kimisinin 3 ayrı âyet saydığını da tek bir âyet olarak saymaktadır.

Bundan başka, Kur’ãn’ın şu anki resmi sıralaması da ilâhi olmayıp (iniş sırasına göre değildir) Rasûl’un vefâtı ardından beşer eliyle dizilmiştir (Kur’ãn okurken anlık konu değişimlerinden de bunu anlayabiliyoruz). Emevi valilerinden Haccâc bin Yusûf‘un, Mushaf’a bin tane “Elif” harfi koydurttuğu da bilindikten sonra (Günümüz mushafları ile Hz. Osman mushafında bu fark görülmektedir) bir takım Ebced hesapları yapmanın anlamı kalmakta mıdır acaba?

“Yeterince detaylı incelenirse her metin şifrelidir” diye bir söz vardır (Gödel Escher Bach).

Örneğin, Atatürk‘ün “Gençliğe Hitabesinin” dâhi uydurabilecek bir sistemle ve yapılacak bazı hesaplamalarla şifre içerir hâle geldiğini, bir takım element isimlerinin (ama her elementin değil (!)), meridyen numaralarının, kuruluş tarihlerinin vs. tutuyor olduğunu göreceksiniz. Meridyen tutmazsa paralel tutabilir, element ismi tutmazsa kütle numarası tutabilir. Tutan bir sayı bulmak ve algıda seçicilik yaptırmak çok kolay!

Tutarsızlıklar konusunda basit ve tek bir örneği Kuran’ın şifresi adlı kitabın içeriğine sahip Web-sitesinden yararlanarak verelim.

Sayın yazar diyor ki:

“Kuran-ı Kerim’de yer alan element isimli “Hadid (Demir)” suresinde, Radon, Potasyum, Zirkonyum ve Titanyum gibi diğer elementlere de atom numaralarıyla ve ağırlıklarıyla birlikte işaret edilmektedir. Halbuki o yıllarda elementler ve atom numaraları henüz keşfedilmemişti. İşte bu yüzden Kuran çok büyük bir mucize daha sergilemektedir.

Peki, diğer elementlere neden yer verilmemiş diye sormamız gerekmez mi? Kur’ãn bu element isimlerine işâret mi etmekte, yoksa kurgulanan sisteme monte edilebilen sadece “Radon, Potasyum, Zirkonyum ve Titanyum” elementleri mi?

Sayfada şöyle devam ediliyor:

“F (Fluorine) »» Element isimli surede (Hadid: Demir) “F” harfi ilk defa burada geçiyor. Ayetin başından buraya kadar 9 harf geçmektedir. Aynı şekilde “F” elementinin atom numarası da 9′dur.

Rn (Radon) Element isimli surede (Hadid: Demir) “R” ve “N” harfleri ilk defa burada yan yana geliyor. Ayetin başlangıcından buraya kadar 86 harf geçmektedir. Aynı şekilde “Rn” elementinin atom numarası da 86′dır.

Zr (Zirconium) »» Element isimli surede (Hadid: Demir) “Z” ve “R” harfleri ilk defa burada yan yana geliyor. Ayetin başından buraya kadar 40 harf geçmektedir. Aynı şekilde “Zr” elementinin atom numarası da 40′dır.”

Algıda seçicilik olduğu âşikâr! 114 Elementten -nedense- sadece 4 tanesi bu sisteme uyuyor. Eğer tutarlı bir sistematiği olsa idi, aynı mantıkla Hadîd sûresi‘nin ilk harfinden itibaren H (Hidrojen), He (Helyum), Li (Lityum) vs. şeklinde element isimlerinin sırayla gitmesi gerekirdi. Fakat, böyle bir sıra bulmak elbette imkansızdır. Eğer bu imkansız durum gerçekleşmiş olsa idi, bu duruma mûcize denilebilirdi.

Şifreci arkadaşların diğer bir çok iddiâsı da bu tür sistemsiz/tutarsız ve basit mantıkla oluşturulmuş bilgilerden oluşmaktadır. Dolayısıyla Mushafta bu tip bilgiler aramaya çalışmak boşa kürek çekmektir (Kur’ãn’da 19 mûcizesi iddiâsına ayrıntılı eleştiri ve yanlışlar için Mahmut Toptaş Hoca’nın “Kur’an- Kerim Ve 19 Efsanesi” kitabına bakılabilir).

Kur’ãn’ın ruhu açısından da önemli olan âyet sayılarıyla/kabukla uğraşmak değil, bilgisiyle yol alabilmektir. Kuranın şifresi, Kur’ãn’ın yazısında değil, O’nu OKUyabilen kişilerde açılan İçsel mânâdadır.

Kuranın şifresi.

Kuran’ın Şifresi için 12 Düşünce

  1. Kanber diyor ki:

    şifreye İnan İnsanlar ALLAH’IN herşeyi bir düzen içinde yarattığı bildikleri için, belki bu şekilde bir sonuca ulaşbilirim diye düşünüyorlar olabilir. Ama düzen demek yanlız simetri denmek değil.
    Burda bir bilinmez vardır( Bana göre ). Bilinmeyen şeyin peşinden ise gidilmez.

      Alıntıla  Cevapla

  2. hasfe diyor ki:

    Sie 19 u bilmirsen? mecmuatul ahzap. Gümüşhanevi Hz.

      Alıntıla  Cevapla

  3. pehlivanım benim diyor ki:

    Size katılıyorum.
    Şöyle bir yorum vardır.
    Şeytan Lain, Allah C.C. nun doğru yolu üzerine oturur ve bu yol üzere gitmekte olan kişileri çeşitli yollara sürükler ve meşgul eder …(Ebced’dir,Şifredir,19 dur…vs.)
    Bize düşen Allah C.C. ya giden yoldan çıkmamaktır.Buda DOĞRU YOL olan yoldan gitmektir.
    Yolcu… Ayrılma Allah C.C. yolundan. Ayrılma Kuran’ı Kerim yolundan .Ayrılma Hz.Muhammed Mustafa A.S. yolundan …
    Bu yoldan ayrılmaz isen; hayatta iken Allah C.C. ya kendini sevdirirsin…
    Allah C.C. sevdi mi işte o zaman gerçek yol üzerindesin …Ne mutlu sana…
    ” 73 yoldan 1′i sıra tül Müstakim yoludur o yol bu yoldur…
    Selamlar…

      Alıntıla  Cevapla

  4. malkut diyor ki:

    islam açık ve nettir saklısı gizlisi olmaz.

      Alıntıla  Cevapla

  5. PB diyor ki:

    ”İnsanda ”İDRAK ve İLİM seviyesi ayrı ayrı olduğu için konu anlatım dili iyi seçilmeli o yüzden seviyeye uygun gelişmeye yönelik aşamalı aktarım her zaman daha iyi olur…
    İlim,Bilgi ve Hakikat bakımından açık ve net tir…Gizli ve arka planı yoktur…

      Alıntıla  Cevapla

  6. malkut diyor ki:

    önümüzdeki kapı şayanda görünüp yanaşılmada idrakı açıktır, lakin kapı kolunu tutup aralamak, içeri adım admak kişinin anlayıp, algılamasına ve ilimine bağlıdır.

      Alıntıla  Cevapla

  7. PB diyor ki:

    Kişinin anlaması ,algılaması ,ve ilmi ”Allah C.C. ‘nun İLMİ’ne” uygun değilse ”Edep,adap,nasip,uygun görülmesi” heyhat yetersiz kalır…

    O yüzden saf nefis, temiz bilgi, aşk,sevmek ,sevilmek gerekir… buda doğru yerde doğru bilgi ve benlikten , kibir, kapris’ten uzaklaşmakla olur……

    Allah C.C. ‘na layık ve Habibi Muhammed Mustafa A.S. ‘ın Ümmed’i olmak için çaba sarf etmek lazım…
    Bize lazım olduğu için öğrenmeliyiz…Başkalarına ben demek için değil …

      Alıntıla  Cevapla

  8. PB diyor ki:

    Bu gün biraz sohbet edelim istedim…
    Acaba neden öğrenmeliyiz…
    Bize ne faydası olur üzerinde düşünmek istiyorum…
    Niçin? Allah C.C. ‘na yakın olmak isteriz…
    Sevgi isteğimi,Aşk mı ?…Yoksa korku mu?…
    Ne kadar zor ayrım yapmak ama bir gerçek var…
    Ölmek…
    O toprağın altına girmek…
    Bilinmeyen denklemi çözmek gibi…
    Ölüyor sevdiklerini sevenlerini bırakıyor…Gücünü kuvvetini bırakıyor…Toprak altına yatıyorsun…
    Seni kim koruyacak ?,kim sana yardım edecek…?
    Seni karşılayan olacak mı?…Hoş geldin nasılsın diyecek mi?…İçeri alıp sana yol gösterip buyur edecek mi?
    Çay kahve ikram edip teselli edecek çok güzel bir yere geldin diyecek mi?
    Kapıyı açıp haydi gir içeri Mutluluk diliyorum diyecek mi…?
    İşte yaratılma gerçeği …İşte Allah C.C. artık ona kavuştun …O nu her zaman görme hakkını elde ettin …İşte evin mutlu ol…Diyecek mi….?
    Yoksa…
    Toprağa girdim …Şaşkın kaldım …Ne oldu? demeden …Önce böcekler…Sonra rutubet…Sonra pis kokular …Sonra ise çürümüş toprak kokusu içinde …
    Neredeyim diyemeden…İrinler..Ateş…Buz… Ne oluyor…arayan yok, soran yok…
    Aman Yarabbim…Bizi o günde koru bize acı…Bizi af et…Bilemedik bu anı…Tekrar gönder bizi geriye, sana layık olalım…
    Hey hat ki ne heyhat…
    Ne kadar kalacağız…Ne yapacağız…Karanlık…Karanlık…Çok karanlık…
    Elimi tutacak yok mu ?…Korkuyorum…

    Allah’ım ne olur bu hayatta iken bize cemalini göster…Şimdiden senden af diliyorum…Aciz kulunu af et…Kötü günden bizi koru…Bize o anları yaşatma …

    Seni çok ama çok seviyorum…Muhammed Mustafa A.S.’ıda çok seviyorum…

      Alıntıla  Cevapla

  9. zeynel diyor ki:

    değerli yazar, yazınız oldukça güzel ancak, şunu anlamadım, Yüce Kuran- Kerime bintane elif eklemesi yapılmıştır demekle ne demek istediniz, yani Kuranı- kerim değişmişmidir.lütfen bu konuyu biraz açıklarasanız memnun olurum zira anlamadım benim bildiğim Kuranı kerim Yüce ALLAH(C.C) koruması altında olduğu bir harfinin dahi değişmeyeceği, belki yazınızı yanlış anladım

      Alıntıla  Cevapla

  10. Sevgideğer Zeynel, Kur’ãn’a değil, mushafa harfler eklenmiştir.

    Mushafın, yani yazımın/yazım şeklinin veya âyet sıralamasının değil, Zikrin korunacağı bizlere bildirilmektedir. Zikir ise Mãnâdır, Ruhtur. Mâna ise kelimeler uzayının ötesindedir. Unutmayalım, Kur’ãn üzerinde Arapça kelimelerin yazıldığı sayfalar halinde gökten düşmüş/inmiş bir bilgi kaynağı olmadığı ve Evrensel Özümüzde SAKLI (onu koruma âyeti buraya işâret eder) olduğu için değiştirilebilme ihtimalinin dışındadır ve bu tartışmaların muhatabı değildir.

    Mushaf yazımında değişimlerin meydana gelmesi ise makuldur. Kelimelerin anlamlarını değiştirmeyecek veya kelimelerin anlam zenginliğini/genişliğini koruyacak şekilde mushafta değişikliklere gidilmesi ise müslümanlığın geçirdiği süreç gereği gayet normal.

    İlk dönemlerde ayetlerin yazım tipi sadece o dönemin Araplarının kolayca anlayabileceği bir formatta idi. Örneğin, “be” harfi hariç hiç bir harfte noktalama işaretleri yoktu (lütfen resmi inceleyiniz, hatta günümüz mushafları ile karşılaştırınız), şedde-ötre-cezm, med dediğimiz kavramlar ise çok sonraları eklenmiştir mushafa. Diğer milletlerin de müslümanlığı kabul etmeye başlamaları ile birlikte mushafı okumada ortak ve doğru telaffuzda buluşabilmek, yanlış okuma tiplerini elemek maksadıyla bu tip değişikliklere gidilmiştir.

    Kısacası, Kur’ãn Arapça okunacak şekilde inmiştir; ama bu değişikliklerle birlikte Kureyş lehçesine (Türkçe eserlerin Karadeniz bölgesi ağzı ile yazılmayıp da İstanbul lehçesine döndürülmesi gibi) indirgenmiştir. Farklı kıraatler/okuma biçimleri ise çelişki veya değişilik ürünü olmayıp anlam zenginliğidir.

    Örneğin;

    “Maliki (mim-elif-lam…) yevmid din” okunuşu da (din gününün sahibi) “Meliki (mim-lam…)yevmid din” (din gününün meliki) de doğrudur.

    Resim: Kûfi harflerle yazılmış Kur’an. Araf suresi, 86 ve 87. ayetler.

      Alıntıla  Cevapla

  11. zeynel diyor ki:

    değerli yazar, çok teşekkür ederim, yanlış anlamanın benden kaynaklı olduğunu biliyordum, ama kafamda düşündüğüm sizin açıkladığınız gibiydi. ancak tam mütmain olmak için öyle yazdım, ilgi gösterip açıklama yapıp bilgilendirdiğin için teşekkür ederim Yüce Mevlam Razı olsun. ayrıca özür dilerim sizden, Bu engin bilginizden insanların faydalanmasını niyaz ederim.

      Alıntıla  Cevapla

  12. Estağfurullah, ne özrü.. Haniflik mutmain olmayı gerektirir.

      Alıntıla  Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

?>