Mürid ve Tarikat Üyesi farkı

     27 Kasım 2008          8 Yorum

Hacı Bektaş, Taptuk Emre, Yesevi, Geylâni, Tebrizî gibi sevgideğerli insanlar birer ruhban olmayıp Er-Râşid mânâsının tepe yaptığı kullar idiler. Bu Sevgililerden günümüzde yok mudur? Kendi (ben Mehdiyim, mürşidim vs. gibi) beyânlarından değil, verdiği eserlerden kendini belli edenler elbette var!.. Ama işin ilginci YENİ ÇAĞ’da Mürşidlik yapacak birilerinin olmadığını, o dönemin bittiğini söyleyen de gene KENDİleri!

Belki de kimisi formalite icâbı devâm ettiriyor bu geleneği hâlâ! “Düşünmekten yorulan, hazır bilgiye alışmış insanların” bir şekilde psikolojik ihtiyaçlarının giderilmesi için. Böyle düşünmek zorunda kalıyorum, çünkü kimi şeyhlerin onbinlerce “el almış müridi” var dünyanın dört bir yanında!

Hacı Bektaş’ın da öyle imiş!..

Bütün bu insanlar gerçekten “mürid” (İlime Teslim kişi) mi, yoksa iyi ahlak dernekleri olan tarikat üyeleri mi? İsimlerinin sonunda “efendi hazretleri”, “(k.s)ler” olan bütün bu Şeyhler neden bu üyeliklere izin veriyorlar? Kendileri bu işin farkında (!) değiller mi?

* * * *

Sorgulayan ve sonucunda düşünen İNSAN, ÇAĞımızda Modern bilimlerin bulguları + Kişisel-Ruhsal Gelişim-Tasavvuf (e-)kitaplarında iyice Zâhir olan Tümel’in İLMine teslim olmalıdır, demiştik.

Sorgulamayan insan baştan kaybetmiştir ve “Mürid” değil, tarikat üyesi olabilmiştir ancak. Yaşamı, Mürşit adını verdiği kuldaki İLME teslimiyet değil, o birime duyduğu aitlik hissi ile zihnini tatmin etme olgusudur. Sonucu da hâl dili ile beni “güt-avut”tur. Bu üye “bana anlat, sorgusuz sualsiz kabul edeyim” der ve mecaz çukurunda boğulur gider.

Teslimiyet tek bir kula ve o kulun eserlerine takılı kalma değildir.

Sorgulayan İnsan ise “neyin ne olduğun farkına vararak” iman edip (!), teslim olduğu İLİMe (bu bir yazar da olabilir, cansız kitap da) “beni güt” demez, “bana aklımın artık (!) erişemediği yerlerde yol göster, rehberlik et” der. Böylece sorgulamanın sonucunda duygularının değil, aklının-kalbinin tatmin olmasını sağlar.

Mürid ve Tarikat Üyesi farkı için 8 Düşünce

  1. Kanber diyor ki:

    Gel ey kardeş, Hakkı bulayım dersen,
    Bir kamil mürşide varmasan olmaz,
    Resulün cemalin göreyim dersen,
    Bir kamil mürşide varmasan olmaz.

    Niceler gittiler mürşid arayı,
    Arayanlar buldu derde devayı,
    Bin kez okur isen aktan karayı,
    Bir kamil mürşide varmasan olmaz.

    Gel şimdi kardeşler gidelim bile,
    Nice aşıkların bağrını dele,
    Cebrail delildir, Ahmet’e bile,
    Bir kamil mürşide varmazsan olmaz.

    Kadılar mollalar cümle geldiler,
    Kitapların hep bir yere koydular.
    Sen bu ilmi kimden aldın dediler.
    Bir kamil mürşide varmasan olmaz.

    YUNUS EMRE bunda mana var dedi,
    Bir kamil mürşide sen de var şimdi,
    Allah Musa’ya, Hızır’a var dedi,
    Bir kamil mürşide varmasan olmaz.

    Teslim ol Hak dostuna sessiz bir yaprak gibi
    Çiğnese de ses etme sesiz dur toprak gibi

    Ne kadar alim olsan herkes gibi beşersin
    Örnek insana uy ki gönül bahçen yeşersin

    Al testini sen de koş, evliya pınar gibi
    İman fideni sula, kök salsın çınar gibi.

      Alıntıla  Cevapla

  2. Yunus Emre’nin zamanında açıkça anlatılmayanlar, bugün apaçık olarak bir çok eserde anlatılmaktadır.

    Siyasete bulaşmış veya iyi ahlak dernekleri olarak kalmış günümüzün tarikatlarının kapılarında beklemektense bu eserlerde anlatılanları yaşamaya gayret etmek yeterli olacaktır diye düşünüyorum.

      Alıntıla  Cevapla

  3. Kanber diyor ki:

    Yunus’u anlamamaktan dolayı Yunus birşey kaybetmez. Onu anlamayanlar kaybeder. 2. Paragrafınıza neler anlatsam ki…
    Aslında sorun sevmek/sevmemek(Öteki gibi görmek)ten kaynaklı.
    72 Millete bir gözle bakmayan Şerrin evliyası ise Hakikatte asidir.

      Alıntıla  Cevapla

  4. Nefsâni olmayan eleştiri YORUMSUZ SEYR’in bir parçasıdır. Günümüz tarikatlarının -isimlerine takılı kalmadan- eleştirisi, onlara olan sevgisizlikten veya öteki gibi görmekten kaynaklanmıyor. Bu yola girenler, ilk adım olarak kalbinden sevgisizliği ve öteki kavramını zâten atmalıdır. Ama Bilinçaltı arka planına bu idrâkı yerleştirdikten sonra Zâhir Dünya’nın hakkını vermek, kurallarını Şeriat ölçüsünde uygulamak gerekir. Hz. Âli ötekileştirdiği veya sevgisizliğinden dolayı kafir olarak görüneni öldürüyor değildi; nefsinden gelmeyerek (fiy Sebîl Allãh) bir fiil gerçekleştiriyordu.

    Nefsâni olmayan eleştiri (emmâre) benliğine uyanların yarasına dokunur. Kişi karşıdan yorumsuz seyir içinde gelen cümleyi kendi gibi benlikli zannettiğinden de gocunur. Nefissiz olarak Yunus’u anlayanlar da Mübârek olur.

      Alıntıla  Cevapla

  5. Kanber diyor ki:

    1 Üstteki yorumunuza kalbden ve eksiksiz bir şekilde katıldığımı bilmenizi isterim. Güzel bir teşhis yapıp, kısa cümlelerde anlatmanız ise işi bilgi olarak ne kadar iyi çözdüğünüzü gösterir.
    Ama Ben yinede bir üstünde ki mesajda yazdığım gibi baktığınızı düşünüyorum. (Bu da Benim Kendi gözlemlerim ile oluşmuştur.)

      Alıntıla  Cevapla

  6. pehlivanım benim diyor ki:

    Geçmiş zamanda yaşayan ,İnsanlığa örnek olan ” Hizmet eden” gerçek şahsiyetler olduğu gibi; örneklik içermediği halde ,örnek olarak gösterilen kişilerde maalesef vardır.

    Tıpkı Allah C.C. ‘nun Kur’an-ı Kerimde buyurduğu gibi…
    ”Kendileri Allah’C.C. ‘yu bilmediği halde, sizi Allah’C.C. ‘na götüreceğim bana gelin diyen veliler vardır…”

    Bu ”Veli’ler” adı altına gizlenen şahıslar ya kendileri tarafından isimleri, ”O” gerçek ”Veli” ‘lerin arasına katılır itibar isterler,edinirler…”Menfaat”…yada diğerleri tarafından planlı,plansız ”Cehalet’ten” o kişilerin isimlerini katar ve karıştırırlar…

    Biz cahil olan insanlarda maalesef ”Veli” dediğimiz gerçek Velilerin arasındaki bu isimleri gerçek kabul ederek devamlı olarak o ismi lütufkar telaffuz ederiz…

    Hakikatte ”Veli ”olan ,Allah”C.C. nun lütfuna layık olan bu Velilere ;Allah C.C. ”R.A.”’diyerek iltifat eder…
    Her okunana veya söylenene tamam ,amin demek doğru olmaz…
    Doğrusu nasıl bulunur?

    Allah C.C. Kur’an-ı Kerim’de direkt buyurmuştur…”A.S”….”R.A”,”Resul’üm” ”Nebii’m”..gibi veya bizzat Resul ve Nebii’ler tarafından buyurmuştur…
    Diğer bir kaynakta bu Lütuf ‘a mahzar olanların bizzat buyurmasıdır…
    Acizane arz etmek istedim…
    Selamlar…

      Alıntıla  Cevapla

  7. pehlivanım benim diyor ki:

    Allah C.C. ‘nu İlmi’ne talip olmak isteyen , ”O”na ”Kul ”olmak isteyen biz aciz İnsanlar hep bir Mürşid ararız…
    Murşid’ in aslını aramak gerektiğini bildiğimiz halde ve gerçek tende var olduğunu idrak ettiğimiz halde …aramaya da devam ederiz…

    ”Allah C.C. nun gerçek Murşid olduğunu ,Kur’an-ı Kerim’in ”O”nun buyruğu olduğunu ve ”Peygamber A.S. ların ”O” nun ”Kul ve Resul’u olduğunu bildiğimiz halde…

    Yanılgıya , riske ,şirk veya gizli şirk ‘e lütfen dikkat edelim…
    Cennet ararken tökezlenmekle Cehenneme düşmeyelim…
    Selamlar..

      Alıntıla  Cevapla

  8. pehlivanım benim diyor ki:

    Makaleniz ‘i bölüm bölüm okuyarak aciz yorumlarımı yazmıştım…
    Makalenizi tamamlayınca şapkamı çıkarıp sizi selamlamak istedim…
    Sevgi ve selamlarımla…

      Alıntıla  Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

?>