Yol Göster Bilmeceme!

     26 Mayıs 2009          5 Yorum

“Çekim yasası”, “Yakarış” gibi zihin gücü veya DUA gibi iç farkındalığın kudreti sonucunda dilediklerimizin gerçekleşiyor olması -bu eylemleri ve sonuçlarını önceden (!) hazırlamış veya hazırlamakla sorumlu -onay merkezinde kurulu- bir tanrı olmadığına göre- bizlere alınyazılarımızın baştan yazılı bir senaryo olmadığını, “Tümel İradenin” hemen şimdi bizlerden, bizlerin “özgür iradeleri” olarak çıktığını ve evrenin ortak kaderini şekillendirdiğini hissettirmekte sanki?

Ama öte yandan da acılarımdan, sıkıntılarımdan kendimi kurtaramamam, kendimi değiştiremeyip kısır döngümden çıkamamam da alınyazımın “belirli” olduğunu, özgür irademin olmadığını da göstermekte?

Bu durumda hangi durumlarda ve ne kadar özgürüz?

*/ Bir olgunun önceden bilinebilir/hesaplanabilir olması (Güneş tutulmasının vakti gibi) her şeyin determine (belirli) olduğunu gösterir; ama belirleyen bir özün/ mertebenin/merkezin/kimliğin olduğunu göstermez.

Hesaplanabilir/belirlenebilir davranışlarımızda (içgüdü, dürtü vs.) “özgür” ve “irade” sahibi değiliz. Bu nebatî-hayvanî yönümüzdür. Ama “İlham” ile yaşarken, “DUA” ile dilerken, hesaplanamaz/önceden belirlenemez hâller sergilerken TEK’te olarak, TEK’ten varlığımızı aldığımızın farkındalığı ile, yâni “özgürce” (Ben-O) “Yaratabilmekte” ve (Ben-O) “Dileyebilmekteyiz”. /*

İrâdemizin olmadığına inananlar, Allãh isimli varlığın bütünlüğünde (?-hâşâ-) “~Alîm” özelliği olduğundan, zerresinde (? -hâşâ-) de “İlim” açığa çıkar diyor, inanıyor ve itiraz etmiyor iken, “İrâde” sahibi oluşu gereği, zerrede de “İradenin” açığa çıkışını neden kabul etmiyorlar acaba? İradenin açığa çıkışı “İrade sahibi” olmak demektir.

*/ Allãh, yüzden bir eksik (yâni sonsuz) özelliklere “sahip” bir merkez/ kişilik/ kimlik değildir. Varlıktaki bu özellikler/isimler ancak farzı misal birimlerde/ merkezlerde/ kişilerde/ kimliklerde sanal bir “sahiplik” olarak açığa çıkar. */

Bana İradeyi, İlmi öteden/özden/esma boyutundan bir kişi/varlık/yer mi veriyor, yoksa ide, ilim vs. ben de Varlık bölünemez TEK olduğundan “kendiliğinden” mi var?

Ne olduklarını belki de hiçbir zaman bilemeyeceğimiz; gerçekte hayalimizdeki gibi asla olmayan, ama defalarca yinelemekten çekinmediğimiz Özdeki (?) zât/esma/ceberût vs. boyutları “kendiliğinden” irâde vs. sahibi olabiliyor iken, neden “ben” dediğimiz de, aynı TEK’te oluşu nedeniyle “kendiliğinden irade sahibi” olmuyor?

Neden “taşı attıran O” deyip Varlığı bölüyoruz? “Taşı atan ben”, “taşı bana attıran O” veya “Taşı atan O” hayâli ayrımları mı, yoksa sadece “Taşın atılması” gerçeği mi, kendiliğinden…?

Varlık TEK ise, alınyazımızı bizden ayrı, baştan-önceden yazmış bir merkez/kimse/yer(ler) var olabilir mi? TEK neyi, kim ve ne için yazıyor? Kim, nereden ve nasıl program koyuyor? Bu sorulara cevap verirken TEK’i ÇOKlaştırıyoruz aslında!

Gerçekte baş-son, önce-sonranın olmadığı Varlıkta “önceden yazılı” ifâdesinin anlamı kalabilir mi?

“Ben” ile “O” diye iki ayrı varlık yok ise, gerçekte “O kaderimizi yazmıştır” ifâdesi doğru mudur? “Ben” de TEK’in kendisinde olarak, TEK’in “varlığından varlığımı alarak” kaderimi yazabilirim, doğru değil midir?

İnsan gibi olamayacak olan ÖZ’ün yazacağı bir senaryo olabilir mi? Öz diye diye acaba tanrımızı mı güncelliyoruz? Nasıl bir şey bu Öz ki, her şeyi ona atfederek kendimizden uzaklaştırıyoruz?

ÖZ hemen, şimdi benimle açığa çıkmıyor mu? İrade, İlim “ben”imle açığa çıkmıyor mu? (Teşbihen) Sanal olarak ayırıp “O” dediğimiz açığa çıkabilmesi için sanal “ben”e muhtaç değil mi?

Sorular, sorular, sorular…

Anlayana kadar tekrar tekrar sil baştan.

Belki de sonunda anlayamayacağımızı anlayıp gaybolmak var.

Sonsuza dek bulamamak… Anlama Doyamamak…

“O” diye sanal olarak bölüp işâret ettiğimiz varlığa/varlıkta hayranlığımızı sonsuza dek itiraf etmek.

Yã Hû, “Nasıl” bir şeysin SEN?

Yol göster bilmeceme!

Yol Göster Bilmeceme! için 5 Düşünce

  1. Kanber diyor ki:

    Kur’an ayetleri incelenince ALLAH’IN kader konusunda kullun yapmasuı gereken sorumluluklar yerine getirmesi için açıklandığını görüyoruz.(Benim Şahsi yorumum)
    Kaderim de varmış mantığı ise İnanaçsız İnsanların özelliği olarak gösteriliyor. örneğin yaklaşık olarak yazıyorum; ALLAH dileseydi bizde İnanırdık veya ALLAH’IN yardım edeceğine biz niye yardım edelim gibi.
    Müminlere ise korkmayın doğruyu yapmaktan. Herşey BENİM kontrolüm altında diye söyleyerek kulunun doğruyu yapmasına destek sağlıyor. (İstese gücü yeter ama İradeden O zaman bahsedilemez)(Benim Şahsi Yorumum)

      Alıntıla  Cevapla

  2. mehmet diyor ki:

    Kişinin kendi Rabbi izin vermedigi sürece kimse ona yardım edemez……..

      Alıntıla  Cevapla

  3. Hüseyin diyor ki:

    Kendini bilen RAB’ bini BİL’ir. RAB’bini bilen; ALLAH dilerse; ALLAH’a Vuslat OL’ur. ALLAH’ a Vuslat OL’ AN HÛ ‘nun SIR’ larına ermeye başlar. :))

      Alıntıla  Cevapla

  4. pehlivanım benim diyor ki:

    Madem cevap yazacağız o halde buyurun cevabı…
    Haydi daha ileri gidelim.
    Mürşid Allah C.C. olsa ne güzel olur du değil mi?
    Haydi daha ileri gidelim.
    Allah C.C. Mürşid olursa muhatabı kim olurdu?
    Haydi biraz daha ileri gidelim.
    Mürşid Allah C:C olursa ve dilerse göndermek… Nebi i A.S zuhur olur muydu?
    Haydi biraz daha ileri gidelim.
    Nebi i A.S. zuhur ettim dese Allah C.C. Mürşidim ne olurdu?
    Haydi biraz daha ileri gidelim …
    Ben Nebi i A.S. ım dese ve eklese daha ben hariç 12 Nebi i A.S. var …Ne yapardık?…
    Allah’ım seni çok seviyor ve yanlışlar dan sana sığınıyorum.
    Selam ve sevgiler…

      Alıntıla  Cevapla

  5. malkut diyor ki:

    hayat bir bütünün açılım yansımasının süzülüp tekrar toplanması

      Alıntıla  Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

?>